Lütfen bekleyin..


Veysi DEMİR

Cephede Kazanıp Masada Kaybetmek!

21 Temmuz 2022, 00:34 - Okunma: 862

Müslümanlar her konuda olduğu gibi dini, içtimai ve siyasi konularda da şuurlu ve bilinçli olmalıdırlar. Maalesef Müslümanlar birçok hayati alanı ihmal ettikleri ve İslam düşmanı emperyalist ve siyonist güçlerin oyun ve planlarını görmediklerinden cephede savaşı kazandıkları halde masada kaybediyorlar.

Şöyle bir düşünelim ve İslam coğrafyasına bakalım! Zamanında işgal edilen ve sömürge iken bağımsızlık mücadelesi verilen ülkelere bakalım: Osmanlı, Mısır, Suriye, Hindistan, Pakistan, Libya vs. hangisine bakarsak bakalım bu ülke halklarının mücadelelerinin ön saflarında âlimlerimiz, münevverlerimiz kısaca başrolde İslam vardır. Ancak zafer elde edildikten sonra Müslümanların 'siyasi şuur' eksikliği, oynanan oyunları görmemeleri, siyaseten zaaf göstermeleri sonucu, cephede kazandıkları zaferleri masa başlarında kaybettiler.

Bu durumu ABD ve İsrail destekli 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi ve Müslüman halkın şanlı direnişi sonrasında yeniden yaşadık. Müslüman halk imanından aldığı güçle, abdestini alarak kefenini kuşanıp tekbir ve salavatlarla meydanlara koştu. Savaş uçakları, helikopterler ve uzun namlulu silahlarla yapılan alçakça saldırılara direnerek 252 şehid ve binlerce yaralı pahasına darbe ve işgal planını akamete uğrattı. O sırada darbeye sevinenler, darbecileri alkışlayanlar, bankamatik-ATM’lerinde para kuyruğunda olan ve marketlerden makarna almakla meşgul olanlar veya sonuca göre vaziyet alan münafık ruhlu karaktersiz sefiller; ilk gece ve sonraki günlerde ortada görünmediler. Darbe bertaraf edildikten ve ortam süt liman olduktan sonra bu güruhlar algı operasyonları ve manipülasyonlarla birdenbire meydanlarda görünmeye ve halkın devrimini kendileri yapmış gibi arsızca üstlenmeye ve Müslüman camiaları hedef tahtasına koymaya başladılar. Son üç yüzyılda defalarca olduğu gibi meydanda kazandığımız savaşı masada kaybettik.

Bu kesimler darbe olmasını dört gözle bekleyip gerçekleşmeyince şeytani bir manevrayla halkın devrimini elinden almaya kalktılar. Önceki darbeleri sanki laik Kemalist kadrolar yapmamış gibi onları kutsamaya başladılar. Hükümette bu oyuna alet oldu ve birden bire “İslami söylemler”, “ümmet olma şuuru” ortadan kalktı, milliyetçi ve ultra Kemalist, laik ve seküler söylemler gelmeye başladı. “Demokrasi mücadelesi, “demokrasi şehidi” gibi ucube söylemler türedi. Kahir ekseriyetle dindar ve muhafazakâr çevreler ilk andan itibaren darbeye karşı direndi. Zaten şehid ve gazi olanlar tek tek incelediğinde bu görülecektir.

Gerçekler güneş gibi ortadayken, algı operasyonlarıyla 15 Temmuz direnişinde eksen kayması yaşandı. İlk andan itibaren darbeye imanından aldığı güçle serden geçerek karşı çıkan samimi insanların yerini şov ve gösteriş meraklısı, kişilik erozyonuna uğramış tipler doldurdu. Halkın direnişini sulandırmaya başladılar. Tek amaçları oradan resim çekip paylaşmak ve orada olduğunu göstermek olan bu kişiler farklı dünyevi amaçlarla bunu yaptılar. Kimisi FETÖ’cü olmadığını ispatlamak, kimisi hükümetten “paye” almak, kimisi de 15 Temmuz’u amacından saptırmak için bunu görev bilinciyle yaptı.

Hükümet bu oyunları görmekte pek mahir olamadı. İlk andan itibaren canını ortaya koyan kesimler ile şov ve oyun peşinde olanları ayıramadı. Zamanla hükümette de “laiklik” savrulması yaşandı. Hükümet bu direnişin etkisiyle halkta olan birlik ruhunu muhafaza edemedi ve “15 Temmuz ruhu” önce kel alaka Kılıçdaroğlu’nun da davet edildiği Yenikapı mitingiyle “Yeni Kapı ruhu”na dönüştü. Sonra bunun hayal olduğu anlaşılınca, ‘Yeni Kapı ruhu, tuz ruhu oldu’ dendi.

15 Temmuz günlerinde hükümet yetkilileri 15 Temmuz ruhunu, bu kardeşlik ve birlik ruhunu koruyacaklarını meydanlarda söylediler lakin bu gerçekleşmedi. Hükümet süreci iyi yönetemedi ve zamanla bu birlik ve ittifak dağıtıldı. Başkalarına yaranma adına darbeye karşı direnen kesimler tek tek ötekileştirilmeye ve küstürülmeye başlandı. Hükümet bu hatasını görmemekte ısrar ederse kendine de ülkeye de yazık edecektir. Şimdi yaranmaya çalıştığı kesimler, darbeyi alkışlayanlar ve kendi içlerindeki “vaziyetçiler” birlik olup 15 Temmuz’da yapamadıklarını fazlasıyla yapmaya çalışıyorlar amma velakin hükümet halen basireti bağlanmış bir halde olanları izliyor. Hükümet ivedilikle bu gafletten uyanmalı ve “15 Temmuz ruhunu” ona-buna yaranmaya kalkmadan, korkmadan yeniden canlandırmalı ve bu ivme ile yoluna devam etmelidir. Halkına güven duyan ve halkı kazanan bir yönetimi, 15 Temmuz’da olduğu gibi hiçbir beşeri gücün yıkamayacağı gerçeği görülmelidir.

Selam ve dua ile…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
99 gün önce
106 gün önce
316 gün önce
358 gün önce
421 gün önce
827 gün önce
960 gün önce
974 gün önce
1030 gün önce
1086 gün önce
1107 gün önce
1121 gün önce
1141 gün önce
1183 gün önce
1198 gün önce
1218 gün önce
1225 gün önce
1256 gün önce
1261 gün önce
1329 gün önce
1477 gün önce
1610 gün önce
1783 gün önce
1806 gün önce
1835 gün önce
2020 gün önce
2149 gün önce
2171 gün önce
2295 gün önce
2362 gün önce
2388 gün önce
2419 gün önce
2561 gün önce
2598 gün önce
2703 gün önce
2726 gün önce
2956 gün önce
3025 gün önce
3146 gün önce
3305 gün önce
3307 gün önce
3364 gün önce
3382 gün önce
3385 gün önce
3406 gün önce
3440 gün önce
3495 gün önce
3504 gün önce
3577 gün önce
3695 gün önce
3670 gün önce

RSS
© 2025 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=