Yıllar önce Taha Kıvanç mahlasıyla yazılar yazan Fehmi Koru, Emin Çölaşan’ı her sene Menemen Olayları ile ilgili yazmış olduğu aynı makalenin sadece başlıklarını değiştirmek suretiyle okuyucularına pazarlamasından dolayı diline dolamıştı.
Emin Çölaşan, her yıl Menemen olayları ile ilgili sabitlediği “ADI Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında…” şeklinde sürüp giden bir makaleyi, her sene Menemen olaylarının yıldönümünde yazarı olduğu Hürriyet Gazetesi’ne gönderiyordu.
Emin Çölaşan, Menemen Olayları ile ilgili yazdığı bu makaleye bir sene “Menemen olayını unutmayın” sonraki sene “Kubilay olayını unutmayın” başlığını veriyordu. Başlık her sene değişse de içerik noktası virgülüne kadar değişmiyordu. “Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin. Ana adı Zeynep…”
Benim yazı günüm de yine bir bayram gününe denk geldi. Acaba Emin Çölaşan taktiğini uygulasam mı? Eski bayram yazılarıma “Bayram gelmiş neyime” “Yine bayrama buruk giriyoruz” şeklinde bir başlık verip gazeteye göndersem mi diye düşündüm. Ne de olsa işimiz gereği çoğu zaman benzer yazılar yazıyorduk.
Bayram denildiğinde aklımıza ilk önce neler gelir? Sorusu büyük oranda neşe, sevinç, çoşku, akraba ziyareti, şeker, tatlılar kısacası güzellik, iyilik, tatlılık namına ne varsa getirecektir. Ama şu var ki bayramların çok acı ve neredeyse bir şekilde hepimize taalluk eden acı bir tarafı da vardır; trafik kazaları…
Bayramlarda ne yazık ki Emin Çölaşan’ın makalesinin başlıkları gibi değişmeyen kaza haberleri vardır. “Bayramda acı bilanço” “9 günlük bayram tatilinin acı bilançosu” “9 günlük tatilde yollar kan gölüne döndü”
Birkaç gündür trafik ile ilgili reklam panolarında bir ilan görüyorum. İlanda şu bilgiler var: “Bir kural bir ömür” “Bir kural, bir ömür boyu sürecek fark yaratır” “Her yıl birçok insan trafik kurallarına uyduğu için hayatta kalıyor”
Evet, ne yazık ki aynı şekilde her yıl birçok insan trafik kurallarına uymadığı için aramızdan ayrılıyor, bayrama acılık katıyorlar. Acele gidenin ecele gittiğini, ardından derin bir acı bıraktığını unutuyorlar. Beş dakika erken varalım diye ihlal edilen kurallar, bayramın tatlılığını, neşesini, çoşkusunu, sevincini, huzurunu ortadan kaldırıp katı bir acı bırakıyor bayram günlerine ve sevdiklerimizin yüreğine.
Öyleyse reklam panosundaki ilanı alıp gözümüze yapıştıralım; Bir kural, bir ömür…