Lütfen bekleyin..


Veysi DEMİR

Hoş geldin! Kutlu Nebi!

21 Aralık 2015, 10:40 - Okunma: 3606

Yine bir mevlid kandiline ulaşmanın sevinci içindeyiz. Alemlere rahmet olarak gönderilen, tek önder ve örneğimiz, iki cihan serverimiz Hz.Muhammed (S.A.V)’in doğum yıldönümünü idrak etmenin mutluluğunu, ümmetin içinde bulunduğu sıkıntılı duruma rağmen sevinçle karşılıyoruz. Evet, bu Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece (yarın) hicri takvime göre mübarek Mevlid kandilidir. Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır Müslümanlar tarafından ‘Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır.

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) Hicri 571 yılında Kameri aylardan Rebiu'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

Merhum Mustafa Asım Köksal’ın İslam Tarihi adlı eserinde anlattığına göre: “İslâm dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır'da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplenmiştir. Sünnilerde ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında (Miladi 13.asırda), Selahaddin Eyyubi'nin eniştesi ve Erbil Atabeyi Melik Muzafferuddin Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Uzun hazırlıklarla düzenlenen merasimler, bütün halkı kapsayan bir şekilde düzenlenirdi. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakih, sûfi, vaiz ve diğer âlimleri Erbil'e çağırır ve kutlamalar gayet debdebeli bir şekilde cereyan ederdi. Daha sonra, değişikliğe uğrayarak, Mekke'de de mevlid merasimleri tertiplenmeye başlanmıştır. Mekke ve Medine'den sonra mevlid merasimleri, İslam coğrafyasının her tarafında birbirinden farklı şekillerde tertiplenmeye başlanmış ve bugüne kadar sürekliliğini korumuştur.”

Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletu’n Necat isimli şiir (Türkçe mevlid) ve 1467 yılında Hüseyin Batei’nin yazdığı mesnevi (Kürtçe mevlid), yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okunması bu geleneğin bugünde canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden ruhun ifadesidir.

Günümüz insanının O’nun ahlak ve sünnetine, örneklik ve rehberliğine, manevi önderliğine ihtiyacı vardır. Kan, şiddet, terör ve savaşların pençesinde inleyen dünyamız; kin nefret ve intikamı, sevgi, muhabbet ve rahmete dönüştüren iki cihan Peygamberimizin sıcak soluğuna, rahmet yüklü mesajına her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Peygamberimiz senede bir defa doğumu münasebetiyle değil, her zaman ezanlarda, namazlarda, zikirlerde ve daha pek çok yerlerde anılıyor. Şüphe yok ki, O, insanlık için bir önder, Allah'ı sevenler ve O'nun rahmetini ümit edenler için güzel bir örnektir. -Ahzab 21-

Özellikle son yıllarda kutlu doğum haftası vesilesi ile düzenlenen programlar manevi bir şölen havasında geçmektedir. Peygamberimizi anlamak, anlatmak ve yaşamaktan maksat; evrensel olan risaletini, yüksek ahlakını, faziletini, adalet ve doğruluğunu hatırlamak ve bunları hayatımızda uygulamaya gayret etmektir. Çünkü Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yolu, Hz.Peygamber’e uymak onun Kur’an ahlakı olan ahlakıyla ahlaklanmaktır. “De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” -Al-i İmran: 31-

Unutmayalım ki;

Alemlere rahmet olarak gönderilen -Enbiya Suresi: 107- Peygamberimizin doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilahiler söylemek ve kandil simitleri dağıtmak yeterli değildir. O'nun doğumunu anmaktan asıl gaye; insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve sebatını, kerem ve cömertliğini, fazilet ve cesaretini kısaca insanlığa sunduğu erdemi ve hayat biçimini anmaktır. Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlanmasına ermenin tek yolu, Peygamberimizin (S.A.V.) yolundan gitmektir. O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

Efendimiz buyurdu ki:

"Ey insanlar! Size iki şey bırakıyorum: Onlara sımsıkı sarılırsanız, hiçbir zaman dalâlete düşmezsiniz. Onlar: Allah'ın kitabı ve Peygamberi'nin sünnetidir." Bu sebepten dolayı, her Müslüman Sünnet-i Seniyyeyi yaşamayı vazife olarak bilmeli ve gereğini yerine getirmelidir... Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, bu gecenin manevi zenginliğinden istifade etmeye çalışalım. Kutlu doğumun sevinci ve bereketi ile bayram misali çocuklarımızdan ve ailemizden başlayarak yetim, fakir, kimsesiz ve muhtaçları sevindirelim.

Yazımızı Ahzab 56 ayetiyle sonlandıralım: “Gerçekten Allah ve Melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.” Allahume Salli A'la Seyyidina Muhammed ve a'la âli Muhammed…

Etiketler : kutlu doğum, kutlu Nebi, kandil,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
99 gün önce
106 gün önce
316 gün önce
358 gün önce
421 gün önce
827 gün önce
960 gün önce
974 gün önce
1030 gün önce
1086 gün önce
1107 gün önce
1121 gün önce
1141 gün önce
1183 gün önce
1198 gün önce
1218 gün önce
1225 gün önce
1256 gün önce
1261 gün önce
1329 gün önce
1477 gün önce
1610 gün önce
1783 gün önce
1806 gün önce
1835 gün önce
2020 gün önce
2149 gün önce
2171 gün önce
2295 gün önce
2362 gün önce
2388 gün önce
2419 gün önce
2561 gün önce
2598 gün önce
2703 gün önce
2726 gün önce
2956 gün önce
3025 gün önce
3146 gün önce
3305 gün önce
3307 gün önce
3364 gün önce
3382 gün önce
3385 gün önce
3406 gün önce
3440 gün önce
3495 gün önce
3504 gün önce
3577 gün önce
3695 gün önce
3670 gün önce

RSS
© 2025 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=