Lütfen bekleyin..


Veysi DEMİR

Emaneti ehline veriyor muyuz?

21 Mart 2016, 10:21 - Okunma: 3363

İslam’ın temel prensiplerinden biri de emanettir. Fert ve toplum huzurunun temel esaslarından biri olan emanet, insanın güvenilir olması, kendisine herhangi bir şeyin korkusuzca teslim edilip, geri alınabilmesi demektir.

Emanet çok çeşitlidir ancak biz, toplumumuzun önemli sorun ve eksikliklerinden biri olan ‘Emaneti ehline vermek’ konusunu ele alacağız.

Ahzab 72’de Rabbimiz, emanetin, göklerin, yerin ve dağların çekemeyeceği kadar ağır ve önemli olduğunu belirtmektedir. İnsana yüklenen bu emanet, dini vazifelerle ilgili olan sorumluluktur. İslam alimlerinin çoğu, yukarıdaki ayette geçen “emaneti” dini vazifelerin tamamı, yani insanın yükümlü olduğu tüm emir ve nehiyler olarak değerlendirmişlerdir.
Kur’an’da, “Şüphesiz ki Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emrediyor.” -Nisa:58- buyrulmaktadır. Bazı alimler, bu ayetin özellikle yöneticiler ve hâkimler hakkında indiğini söylemişlerdir.

Tefsir ve hadis kitaplarında bu âyetin inzal sebebi şöyle anlatılır: Peygamberimiz (S.A.V.), Mekke’yi fethettiğinde, Kâbe’nin anahtarlarını müşrik olan Osman b. Talha’dan almak ister. Amcası Abbas da anahtarların kendisine verilmesini ister. Bunun üzerine bu âyet nazil olur ve Osman b.Talha, bu adaleti görünce Müslüman olur. -Müslim, Hac 390-

Her işin başına ehli olanı getirmek Müslümanların toplum ve devlet işlerinin her kademesinde geçerli ve her devirde cari olan bir emirdir.

Peygamber Efendimiz, rastgele kişileri işbaşına getirmemiş, işbaşına getireceği kişilerde, takvayla birlikte liyakat ve ehliyet vasfını aramış ve şöyle buyurmuştur: “Müslümanların bir işine bakan kimse, o işi daha iyi yapacak biri varken bir başkasına verirse Allah’a, Resûlü’ne ve müminlere hıyanet eder.”

Hz.Ömer de “Müslümanların başında bulunan kişi, dostluk veya akrabalık hatırına bir adamı bir işin başına getirirse Allah’a, Resûlüne ve Müslümanlara hıyanet etmiş olur.” demiştir.

O halde Müslüman devlet ve cemaat yöneticileri, bir işin başına en uygun kişiyi bulup getirmeleri, dostluk, ahbaplık, akrabalık vb. ayırımlar yapmamalıdırlar.

Müslümanlar, insanlar arasında hüküm verme görevini üstlendiğinde, adaletle hükmetmekle yükümlüdürler. Adaletin ayırımsız ve kayırmasız uygulamasını insanlık sadece Müslümanların egemenlik dönemlerinde, insanlığa önderlik ettiği yerlerde ve zamanlarda görebilmiştir. 

İşi ehline verme, aslında bir basiret ve feraset işidir. Kâinatın iftihar tablosu, her hususta olduğu gibi bu hususta da zirvedeydi. O, yanına en sadık dost olarak Hazreti Ebû Bekir'i seçerken de, Habeşistan'a gönderdiği heyetin başına Cafer b. Ebi Tâlib'i seçerken de, Medine'ye ilk mürşid olarak Mus'ab b. Umeyr'i gönderirken de, hicretinde yatağına Hz.Ali'yi bırakırken de, harp meydanında elinde kılıçlaşan sopayı Ebu Dücâne'ye verirken de, Kureyşli müşriklerle Yahudilerin ittifakını bozma misyonunu Nuaym b. Mesut'a verirken de, başkasını değil Hz.Huzeyfe'yi sırdaş edinirken de, Mekke'de istihbarat yapmak üzere Hz.Abbas'ı bırakırken de ve mali mevzularda Erkam b. Ebî Erkam'ı seçerken de hep isabet etmiştir. Her birini kabiliyetlerine göre görevlendirmiş. Hepsi de işin ehli olarak ellerinden geleni yapmış ve misyonlarını hakkıyla eda etmişlerdir... -A.Halim Seçkin: Doğruhaber Gazetesi-

İslam’da toplumsal hayatın temelini geniş kapsam ve bütün anlamları ile emanet nasıl oluşturuyorsa, egemenliğin-hükümranlığın temelini de adalet oluşturur.

Bir işyerinde çalıştıracağımız bir yönetici veya işin herhangi bir kademesinde görevlendireceğimiz bir kişinin, işin ehli olup olmadığına dikkat ettiğimiz gibi, halk olarak başımıza yönetici seçtiğimizde 'ehliyet' ve 'adalet' ilkelerine dikkat ediyor muyuz? Yine hizmet amaçlı kurulan STK ve cemaatlerde de aynı itina ile dikkat ediyor muyuz acaba?

Şahsi ihtirasları ve çıkarları uğruna ümmeti ve Müslüman cemaatleri farklı kesim ve hiziplere ayıranları, ehil olmayan kişileri, 'sırf sevdikleri ve sözlerini dinliyorlar' diye iş başına getirenlerin vay haline!

“İş, ehli olmayan kişilere verilince kıyameti bekle, kıyametin kopması pek yakındır.” -Buharî, İlim 2-

“Dört şey sende varsa artık dünyadan kaybettiklerine üzülme: Emaneti korumak, doğru söylemek, güzel ahlâk ve helal rızık.” -Ahmed b. Hanbel-

ALLAH(CC) bizleri hakkıyla iman eden ve emanete sadık kullarından eylesin... Wesselam...

Etiketler : Emaneti ehline verme,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
99 gün önce
106 gün önce
316 gün önce
358 gün önce
421 gün önce
827 gün önce
960 gün önce
974 gün önce
1030 gün önce
1086 gün önce
1107 gün önce
1121 gün önce
1141 gün önce
1183 gün önce
1198 gün önce
1218 gün önce
1225 gün önce
1256 gün önce
1261 gün önce
1329 gün önce
1477 gün önce
1610 gün önce
1783 gün önce
1806 gün önce
1835 gün önce
2020 gün önce
2149 gün önce
2171 gün önce
2295 gün önce
2362 gün önce
2388 gün önce
2419 gün önce
2561 gün önce
2598 gün önce
2703 gün önce
2726 gün önce
2956 gün önce
3025 gün önce
3146 gün önce
3305 gün önce
3307 gün önce
3364 gün önce
3382 gün önce
3385 gün önce
3406 gün önce
3440 gün önce
3495 gün önce
3504 gün önce
3577 gün önce
3695 gün önce
3670 gün önce

RSS
© 2025 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=